(1) Duruşmaya katılan taraf vekilleri; tanıklara, bilirkişilere ve duruşmaya çağrılan diğer kişilere, duruşma disiplinine uygun olarak doğrudan soru yöneltebilirler. Taraflar ise hâkim aracılığıyla...
(1) Duruşmaya katılan taraf vekilleri; tanıklara, bilirkişilere ve duruşmaya çağrılan diğer kişilere, duruşma disiplinine uygun olarak doğrudan soru yöneltebilirler. Taraflar ise hâkim aracılığıyla soru sorabilirler. Yöneltilen soruya itiraz edildiğinde, sorunun yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine hâkim karar verir.
(2) Toplu mahkemelerde, hâkimlerden her biri, birinci fıkrada belirtilen kişilere soru sorabilir.
Adalet Komisyonu Raporu’ndaki gerekçe şu şekildedir:
Tasarının 156 ncı maddesinden sonra gelmek üzere madde ihdas edilmesi için aşağıdaki gerekçelerle önerge verilmiştir.
“Duruşma, yargılamada sözlü ve canlı bir süreci ifade etmektedir. Bu süreç ve aşama, yargılamada doğrudanlık ilkesine, adil yargılanma ve hukukî dinlenilme hakkına ve bunlara bağlı olarak gerçeğin anlaşılması ve ortaya çıkmasına hizmet etmektedir; ayrıca sözlülük ilkesinin de en somut tezahür şeklidir. Bu aşamanın etkin bir şekilde kullanılması, yargılamanın en iyi şekilde sonuçlanmasını sağlayacaktır. Canlı ve sözlü gerçekleşen bu aşamada, tanık, taraf, bilirkişi ve diğer kişilere soru sorulması önemli bir yargılama işlemidir. Ancak, yargılamanın amacına hizmet etmeyen sorular sorulması, bu amacın dışına çıkılması sonucunu doğurabilir. Hukukî dinlenilme hakkı, bir içini dökme hakkı değildir. Bu sebeple, bu konuda hukukçu olmayan ve mesleğini bir hukukî bilgiyle yürütmeyenlerle, hukukçu olarak yargılamada yer alanlar arasında bir ayrım yapılması gereklidir.
Soru sormak, hem taraf hem de onun vekili olan avukat için, yargılama içindeki bir haktır. Ancak, yukarıda belirtilen gerekçelerle ikisi arasında bir ayrım yapılmıştır. Kamu hizmeti ifa eden, yargılamanın bir parçası kabul edilen, bu konuda eğitim almış olan avukatın, doğrudan soru sorma yoluyla gerçeğin ortaya çıkartılmasına bilgi ve tecrübesiyle hizmet etmesi amaçlanmıştır. Bu durum aynı zamanda ceza yargılamasında avukatın konumuyla da uyumludur. Avukat, duruşma disiplinine ve bu çerçevede yargılamanın amacına uygun olarak, tanık, bilirkişi ve diğer kişilere (müdahil ve uzman gibi) hâkim araya girmeksizin doğrudan soru sorabilecektir. Bu durum, gereksiz şekilde duruşmanın uzamasının önüne geçecektir. Taraflar bakımından, özellikle soruların duruşma disiplinini bozmaması, amacına uygun olması, soru sorulanın doğru anlanabilmesi için, hâkim aracılığıyla soru yöneltilmesi kabul edilmiştir. Avukat ya da tarafça sorulan soruya itiraz edildiğinde (yargılamayla ilgisiz olması, kişilik haklarını ihlal etmesi, sorulan kişiyle ilgili olmaması vb. hallerde), bu konuda hâkim ayrıca karar verecektir.
Maddenin ikinci fıkrasında, bir tereddüde yer vermemek için, mahkeme başkanının duruşma düzenini sağlama yetkisi saklı kalmakla birlikte, toplu mahkemelerde hâkimlerin de doğrudan soru sorabilecekleri ayrıca belirtilmiştir.”
Önerge Komisyonumuzca kabul edilmiş ve Tasarıya yeni 158 inci madde olarak eklenmiştir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2015/27131 E. , 2016/10745 K.
Yurt içi tır şoförü olduğu dosya kapsamından anlaşılan davacının çalışma saatlerinin tanığa sorulmasını davacı vekili 11/02/2014 tarihli celsede talep etmiştir. Mahkeme ise davacının işinin mahiyeti gereği çalışma saatlerinin takeometre kayıtları ile ispatının gerektiği, tanıkla ispatın mümkün olmadığı gerekçesi ile davacının çalışma saatlerinin tanığa sorulmasına ilişkin davacı vekilinin talebini reddetmiştir.
6100 sayılı HMK’nun 152 maddesinde “ Soru yöneltme MADDE 152- (1) Duruşmaya katılan taraf vekilleri; tanıklara, bilirkişilere ve duruşmaya çağrılan diğer kişilere, duruşma disiplinine uygun olarak doğrudan soru yöneltebilirler. Taraflar ise hâkim aracılığıyla soru sorabilirler. Yöneltilen soruya itiraz edildiğinde, sorunun yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine hâkim karar verir. (2) Toplu mahkemelerde, hâkimlerden her biri, birinci fıkrada belirtilen kişilere soru sorabilir.” hükmü getirilmiştir.
Tanığa soru sorulması talebinin açıklanan gerekçe ile reddi hukuki dinlenme hakkının ihlali olup, tanığa soru sorulması yönündeki talebin yerine getirilmesi gerekmektedir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2022/14549 E. , 2022/14498 K.
1.Davacının bir kısım ücret alacağının ödenmediği belirtilerek söz konusu ücret alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesi istenmiştir. İlk Derece Mahkemesince ispat edilen çalışma süresi, ücret ve ödeme miktarlarına göre davanın kısmen kabulü ile 67,36 TL ücret alacağının davalıdan tahsiline hükmedilmiştir.
3.6100 sayılı Kanun’un 152 nci maddesi hükmü uyarınca taraf vekillerine tanığa doğrudan soru yöneltme hakkı duruşma disiplinine uygun olmak koşulu ile tanınmıştır.
4.Madde gerekçesinde de ifade edildiği üzere gerçeğin anlaşılması ve ortaya çıkmasına hizmet eden duruşma sürecinde tanığa soru yöneltilmesi önemli bir yargılama işlemi ise de yargılamanın amacına hizmet etmeyen sorular sorularak bu amacın dışına çıkılması ihtimali mevcuttur.
5.Yine madde gerekçesinde hukuki dinlenilme hakkının bir içini dökme kurumu olmadığı belirtilerek doğrudan soru yöneltme hakkının sınırı olarak gösterilen duruşma disiplini kavramının çerçevesi; yargılamanın amacına uygun soru sorulması olarak tanımlanmıştır.
6.Bu tanımlamadan hareketle yargılamanın amacına uygun soru sorulmamasının duruşma disiplinine uygun olmayan bir davranış olduğu düşünüldüğünde, İlk Derece Mahkemesinin … sözleşmesinin kimin tarafından feshedildiği hususunun dava konusu ücret alacağı yönünden sonuca bir etkisi olmadığı şeklindeki değerlendirmesi isabetlidir. Feshin uyuşmazlık konusu olmadığı yargılamada tanıklara feshe ilişkin doğrudan soru yöneltilmesinin yargılamanın amacına ve dolayısıyla duruşma disiplinine uygun olmadığı, Mahkemece davacı vekilinin doğrudan soru talebinin reddine karar verilmesinin hukuki dinlenilme hakkının ihlâli kapsamında değerlendirilemeyeceği anlaşılmakla, kanun yararına temyiz başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

