(1) Ön inceleme, tahkikat ve yargılama işlemleri, ancak tutanakla ispat olunabilir.
(1) Ön inceleme, tahkikat ve yargılama işlemleri, ancak tutanakla ispat olunabilir.
Madde, 1086 sayılı Kanunun 153 üncü maddesine tekabül etmektedir. 153 üncü maddede, tutanağın ispat gücü, sadece sözlü muhakemeye hasredilmişken, yeni sistem içerisinde bu güç, ön inceleme ile tahkikat ve yargılamanın diğer işlemlerine de teşmil edilmiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2012/15463 E. , 2013/569 K.
Mahkemece, asıl ve birleşen davanın davacı vekili tarafından iki kez yenilendikten sonra 11.05.2012 tarihinde üçüncü kez takipsiz bırakıldığı gerekçeleriyle HMK’nun 150/6’ncı maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
HMK’nun 154/3-a hükmüne göre, “Mahkemenin adı, duruşmanın açıldığı yer, gün ve saat” mutlaka duruşma tutanağına yazılması gereken hususlardır. Somut olayda 9.3.2012 tarihli celsede duruşma 11.5.2011 tarihinde saat:10.00’a bırakılmış olup, mahkemece dosyanın vaktinden önce saat:09:58’:48’’ de duruşmasının yapıldığı duruşma tutanağından anlaşılmaktadır.HMK’nun 156’ncı maddesi uyarınca yargılama işlemleri ancak tutanakla ispat olunur.Duruşmanın taraflara bildirilen vakitten önce yapılması nedeniyle davacının duruşmaya gelmemiş sayılması olanaklı olmadığından, davayı üçüncü kez takipsiz bıraktığı kabul edilemez. Mahkemece bu yönler gözetilmeksizin davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/150 E. , 2020/3544 K.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı beyanının ikrar sayılması için HMK’nın 154/3-ç m. göre beyanının okunup imzasının alınması gerektiği, buna sehven uyulmamasının davalı ifadesinin yanlış kayda geçtiği anlamına gelmeyeceği, bunun aynı zamanda maddi bir vakıa olup, HMK’nın 154/1 m. hükmü uyarınca bu samimi beyanın 23.12.2013 tarihli duruşmada alındığının maddi bir gerçek olduğu, maddi gerçekliğin ispatının ise, HMK’nın 156/1 m. göre tutanakla olduğu, davalı bozma ilamından sonra ifadesini değiştirse de, bunun duruşmadaki anlatımını yani maddi vakıayı ortadan kaldırmadığı zira, imzası alınmayan ancak resmi belge olan ve kendisi tarafından duruşmada samimi olarak beyan edilen anlatımları ile OTIS markalı ürünleri kullandığının sabit olduğu, davalının OTİS markasını almak için TPMK’na 2011/47524 sayılı başvuru yaptığı, davacının itirazı ile başvurusunun reddedildiği, hayatın olağan akışına göre sırf kapı montaj işini yapmak için marka başvurusu yapılmayacağı, davacı tarafça 12.03.2012 ve 15.02.2013 tarihli davalıya gönderilen ihtarlarda OTİS markasını kullanmaması belirtilmesine rağmen davacının kullanımlarının 06.05.2013 tarihli noter tutanağı ile tespit edildiğinden davalının bozmadan önceki duruşmadaki anlatımının aynen geçerli bir ikrar ya da anlatım olarak kabul edilip, davacı tarafın marka hakkına karşı davalı tarafça marka ihlali ve haksız rekabette bulunulduğu sonucuna varıldığı, bilirkişi görüşünden hareketle 6098 sayılı TBK’nın 50/2 m. uyarınca emsal bir lisans sözleşmesi bulunmadığından zarar hesabının hakkaniyet prensibi esas alınarak 137.982,00 TL’nin 4/6 oranı esas alınıp 91.988,00 TL maddi tazminata hükmedildiği gerekçesiyle maddi tazminat dışında daha önce verilen karar bozma kapsamı dışında kalarak kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

